MANZUM MENKIBE - BALIK-EKMEK
| O Sehl-i Tüsterî ki, asrının bir tânesi, |
| Ve Zünnûn-i Mısrî’nin, makbûl bir talebesi. |
| Annesinden bir hayli, mal kalmıştı kendine, |
| Dağıttı tamamını, şehrin fakirlerine. |
| Sonra da çıktı yola, Kâbe’yi tavâf için, |
| Dedi ki: (Bak ey nefsim, dünyayla bitti işin.) |
| Sonra vardı Küfe’ye o, böyle söylenerek, |
| Lâkin canı orada, istedi balık-ekmek. |
| Rastladı biraz sonra, bir un değirmenine, |
| İlişti gözü birden, bir dolap beygirine. |
| Gelip değirmenciye, sordu ki peşin peşin: |
| (Ne ücret veriyorsun, bu dönen beygir için?) |
| (İki dirhem) deyince buyurdu ki: (Ey kişi! |
| Ben bugün bir dirheme, yapayım mı bu işi?) |
| (Peki olur.) deyince, geçti atın yerine, |
| O gün akşama kadar, su çekti değirmene. |
| Akşama bir dirhemi, ondan tahsil ederek, |
| Gidip o para ile, aldı balık ve ekmek. |
| Dedi ki: (Bak ey nefsim, bu iş böyle olacak, |
| İsteğini veririm, çalışacaksın ancak. |
| Böyle günah olmayan, bir şey istersen eğer, |
| Bu kadar meşakkate katlanman icabeder.) |
FIKRA - TERS MANTIK
A.B.D de Cadillac’ın direksiyonundaki adam, saatte 150 km hız ile giderken, bir kasabada yoldan çıkar ve bir zenci çocuğu ezer.
O kasabanın hakimi şoföre sorar:
“Bu çocuk, sizin arabanıza çarptığı zaman, saatte kaç kilometre hızla koşuyordu?”
Erkek : Talha - Kız : Züleyha - Yemek : Salçalı Köfte, Patates Tava, Salata, Pelte
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE