MANZUM MENKİBE SAFİYE HÂTUN (I)
Bu hâtun, halasıdır, hazret-i Peygamberin,
Annesidir hem dahi, sahâbeden Zübeyr’in,
İmânları kuvvetli, olmuştu evlâdıyle,
Hizmet etti İslâma, o kadın hâli ile.
Sonra da kılıcını, asarak omuzuna,
Cenk etmek maksadıyle, düştü Uhud yoluna.
Tam o sıra Uhud’da, karışmıştı cenk yeri,
Sahâbe, şaşkınlıktan, çekildiler az geri.
Safiyye Hâtun ise, yetişti tam o ara,
Kılıcını sıyırıp, hücum etti küffâra.
Bir yandan da eshâba, cesaret veriyordu;
(Dağılmayın toplanın, hücum edin.) diyordu.
Peygamber Efendimiz, çağırarak Zübeyr’i,
Buyurdu ki: (Annene, söyle de çıksın geri.
Zira haber alırsa, Hamza’ya yapılana,
Dayanamaz, kederden, halel gelir aklına.)
Gelip tebliğ edince, Peygamberin emrini,
Dedi: (Ben biliyorum, kardeşimin hâlini,
Lâkin o, Allah için, uğradı bu belâya,
Sabır ve şükrederim, Allahü teâlâya.
Onu bu hâle sokan, insafsız kâfirleri,
Kırıp geçirmedikçe, buradan gitmem geri.
FIKRA İHTİYAR AVCI
Eskiden meşhur bir avcıy olan yaşlı biri, halâ iyi nişancı olduğunu iddia ederek, bir gün ava çıkar.
Önlerinden kalkan bir ördeğe ateş ettiği halde ördek hâlâ uçmaya devam eder. Bunun üzerine arkadaşlarına derki:
“Hayret... Olacak şey değil. Hayatta ilk defa, ölmüş bir ördeğin görüyorum.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE