MANZUM MENKİBE ..............DAVETSİZ MİSAFİR
İbrahim Halilullah, çıktı birgün evinden,
Kilitledi kapıyı, çıkarken hânesinden.
Az sonra geldi geri, açıp girdi içeri,
Gördü ki odasında, oturur garip biri.
Buyurdu ki: (Sen kimsin, nasıl girdin buraya?
Bu ev benim evimdir, ne işin var burada?)
Dedi ki: (Senden başka, bir sahip daha vardır,
O, öyle sahiptir ki, herkes O’na muhtaçtır.)
Anladı ki bu kişi, insan ve cin değildir,
Herhâlde Melek-ül-mevt, hazret-i Azrâildir.
Buyurdu: (Ey Azrâil, mü’minlerin rûhunu,
Ne şekilde alırsın, bir göster bana bunu.)
(Peki) deyip çok güzel, bir sûrete büründü,
Bir ân Halilullaha, bu sûrette göründü.
Buyurdu: (Yâ Azrâil, ölecek bir mü’mine,
Bu sûret gösterilse, yeter ve artar bile.
Fâcirlerin rûhunu, ne sûrette alırsın?
Mümkünse onu dahi, bana gösterir misin?)
(Peki) deyip, çok iğrenç, korkunç şekil aldı ve,
Hazret-i İbrâhim’e, göründü bu şekilde,
Buyurdu ki: (Bir fâcir, ölecek olsa eğer,
Sırf bunu görse bile, azâp olarak yeter.)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE