ŞİİR ÖKSÜZ ÇOCUK (I)
Esrarlı bir ıssız gece kaplamışken her yanı,
Öksüz çocuk mezarlıkta, durduruyor zamanı,
Dâvudî bir Kur’an sesi, ürpertirken insanı,
Kara selvi, bazen iner, bazan kalkar SAVRULUR,
Alev alev yanan kalbi, bir haz ile KAVRULUR.
Eyüp sırtı; taş mezarlar, sütûn sütûn direkler,
Haliç koyu; cezir vakti dinlenirken kürekler,
Bu ses ile huzur bulur, med vaktinde yürekler,
Dün gömülen anne için, hıçkırıklar FARKOLUR,
Erir yürek, inci gibi gözyaşına GARKOLUR.
O esnada çevresine, toplanıyor gölgeler,
Yücelerden nûr ordusu, şehidler de gelirler,
Önlerinde tâzim eder, eğilerek selviler,
Deryalardan, kalelerden, top sesleri DUYULUR,
“Allah! Allah! “ nidasıyle, nice surlar OYULUR.
“Şehid olan ölü değil! “ âyetiyle coşarlar,
Semâda mı, ufukta mı, nerelerde yaşarlar?
Acep, tekbir sesleriyle, Tuna’dan mı koşarlar?
“Mehmed, yine Yemen’den mi geldin?” diye SORULUR,
“Çanakkale geçilemez!” deyip, saf saf DURULUR.
(Devamı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE