Untitled Document

HİKÂYE KIBLE NE TARAFTA(I)

İki sene önceydi. O zaman 18 yaşında olan oğlum, her zamanki gibi yine eve geç saatlerde geldi. Hayret... Her zaman eve bir öfkeyle giren oğlum, aksine o gece çok sakindi. Üstelik yüzü de asık değildi ve saygılıydı. Banyoya girdi. Elini–yüzünü yıkamak için sanmıştım. Salona geldiğinde, hiç ummadığım ve görmediğim bir saygıyla,
–Anneciğim, dedi. Bizde seccâde gibi bir şey var mı?...
–Ne yapacaksın seccâdeyi oğlum?
–Namaz kılmak istiyorum anneciğim.
–Namaz mı kılmak istiyorsun?
“Ciddî olamazsın!...” diye üzerine yürüdüm.
Amma ciddîydi. Ve ben bu duruma çok üzülmüştüm. Bizde hiç namaz kılan yoktu. Oğlum mutlaka bilmediğim bir cereyanın etki alanındaydı. Yavrucağızımın körpe aklını birileri çelmişti mutlaka... Bir felâketle karşılaşmış gibi oğlumun üzerine yürüdüm.
–Sen delimisin oğlum? Bu namaz konusu da nereden çıktı şimdi?
Başka zaman olsa, beni tersler, üstüme yürür, bana bağırırdı. Ama sükûnetle karşıladı tepkilerimi.
–Anneciğim, dedi. Deliler mi namaz kılar? Biz Müslüman değil miyiz?..
Ben bağırıp hakâret ettikçe, o tatlı dille beni ikna etmeye çalışıyordu. Sonunda, montunu çıkarıp yere yaymak istedi. Durdu, tereddüt etti. 
–Anne, dedi. Biz ne biçim Müslümanız. Daha kıbleyi bile bilmiyoruz...
 

 



- Yemek : Lüfer Izgara, Fasulye pilaki, Salata, Helva

Featured Image 01