Untitled Document

MAN­ZUM MEN­KI­BE HİC­RET (I)

Resûlullah, hicrette, ayrılınca Mekke’den,
Ebû Cehil aynı gün, ilân etti ki hemen:

(Kim ki Muhammed ile, Ebû Bekr’i görürse,
Ve onlardan bir haber, öğrenip iletirse,

Buna karşılık onu, çok memnun edeceğim,
Mükâfat olarak da, yüz deve vereceğim.)

Kureyş’in civanları, kavuşmak için buna,
Kılıçları sıyırıp, dağıldılar dört yana.

İçlerinde Ebû Kürz diye vardı bir kişi,
İz tâkip husûsunda, mâhirdi, buydu işi.

Ebû Kürz, bu izleri, tâkip edip sonunda,
Gelip durdu nihâyet, mağara kapısında.

Dedi ki: (O ikisi, gelmiş buraya kadar,
Lâkin bilemiyorum, sonra nere varmışlar?

Olsa olsa girerler, ancak şu mağaraya,
İzler burda bitiyor, uçmazlar ya havaya.)

Mağaranın, ağ ile, örülmüştü kapısı,
Vardı güvercinlerin yuvası, yumurtası,

Dediler: (Ey Ebû Kürz, sen neler söylüyorsun?
Bunadın sen galiba, neler saçmalıyorsun?
(Devamı yarın)


FIKRA      SAVAŞ
Küçük Murat, televizyonda yüzleri boyalı kızılderelileri görünce, annesine sordu:
- Bunlar neden yüzlerini boyamışlar anne?
- Şimdi birbirleriyle savaş edecekler de ondan yavrum.
Ertesi gün Murat, hızla merdivenlerden inip telaş ve korku içinde annesinin odasına girdi. Oğlunun bu hâlini gören annesi sordu:
- Ne var, ne oluyor Murat?...
- Anneciğim yukardaki komşu kadın yüzünü boyamaya başladı. Savaşa hazırlanıyor. Hadi kaçalım anne.

MANZUM ATASÖZLERİ
Kendi kendisini bilmeli âdem,
Bu kıssadan hisse almak âdem,
Hayır şer neye gülse bir âdem,
Güldüğü başına gelir demişler.



- Yemek : Balık Izgara, Taze fasulye, Kavun, Helva

Featured Image 01