SOHBET............................TARİH DÜŞMANLIĞI (I)
Dünyada tarihini sevmeyen, tarihine ve tarihini sevenlere, gerçeği görüp gösterenlere saldıran sözde aydınlar yalnız bizde fink atabilmekte, yakalarına iliştirdikleri ilericilik, devrimcilik, Batı’cılık gibi-işporta malı rozetlerle çalım da satabilmektedir.
O kadar acıdır ki bu, aydın saymak zorunda olduğumuz bu kesime, sâdece bu kesime bakılınca, Dünya sahnesinde, tarihini sevmeyen, sevmek ne kelime, tarihini karalayan tek millet olarak görünürüz.
Gerçekte ise en övülmeye değer ve övülen ender tarihlerden birisi ve ilk akla geleni bizim tarihimizdir. Nitekim bizim tarihimizi bizden çok, bizden olmayanlar, Türklüğe ve İslâmiyete karşı özel bir kin gütmeyen yabancı bilim adamları övmüştür ve övmektedir.
Pırlanta tarihimizin gerçeklerini, üstünlüklerini, yüceliklerini, bir kelime ile, bize moral verecek, başımızı dik tutmaya, kişiliğimize ermeye yardımcı olacak yanlarını-yazar veya eser-belirtenlere küfürler yağdırıyorlar.
Yazara ve-roman , piyes, film-esere ağızları köpüre köpüre saldırırlar. Aslında bu saldırılar yazara da, esere de değildir; doğrudan doğruya tarihimize, dolayısı ile de bu milletedir.
Onlara bakarsanız Osmanlı-Türk devleti bir kılıç devletidir, zorbadır, yağmacıdır; hattâ barbardır.
Biz biliyoruz:Hiç bir kılıç devleti, hiç bir zorba ve yağmacı kuvvet yaşayamaz.
Osmanlı-Türk devleti, adâleti, hoşgörüsü, özgürlüğe saygısı, bilim ve teknik üstünlükleri sâyesinde, ancak bu sâyede tarihin de en uzun ömürlü
(Devamı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE