HİKÂYE........“KAZ GÖNDERSEM YOLARMISIN” (II)
Yarın yanına gelir. Selâm verir, konuşmaya başlar. İhtiyar onu hiç dinlemez, evin duvarını örmeye çalışır. O zaman vezir ihtiyara bir avuç altın verir ve tekrar sorar, ama ihtiyar ne altınlara bakar, ne de vezire, “İşine git evlât, gece olmadan bu duvarı çıkmam lâzım.” der. Vezir o zaman bir avuç daha altın verir. “Baba”, der. “Bu altınlarla kendine yeni bir ev alırsın, bu soğukta uğraşma, ne konuştuysanız bana anlat!” der. İhtiyar yine oralı olmaz. Vezir cebinde ne kadar altın varsa verir. İhtiyar yine oralı olmaz. Vezir bu sefer, parmağındaki yüzüğü, gümüş tabakasını, üzerinde değerli neyi varsa ihtiyara verir. İhtiyar başını kaldırır, vezirin verecek bir şeyi kalmadığını anlayınca, verdiklerini bir mendile doldurur.
Bunu koynuna koyduktan sonra şöyle vevap verir.
“Siz bana selâm verdiniz: Selâmünaleyküm Piri Perver, yani; çalışkan ihtiyar, diye. Ben de gelenin Padişah olduğunu anladım. Ve aleykümselâm Serdâr–ı Cihân, dedim.
Bana altıyı ne yaptın? Yani; altı ay yaz ne yaptın? dedi. Ben de: Altıyı altıya kattım yetmedi. Yani: Altı ay yaz ve kış çalıştım, dedim. Er olsaydın, dedi. Ben de: Oldum ama el aldı. Yani: Kızım olmuştu, evlendi, dedim.”
Vezir sorar:
–O zaman bir de kazdan bahsetmiştiniz.
O zaman ihtiyar gülerek şöyle cevap verir;
Padişah bana: SANA BİR KAZ GÖNDERSEM YOLARMISIN? dedi.
Ben de: Erbabıyım, dedim ve seni yolladı.
Adam çalışmasına devam eder. Vezir hem memnun, hem de üzgün olarak saraya gelir ve Padişaha konuştuklarının manasını anlatır.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE