MANZUM MENKIBE DÂVUD-İ TÂİ
(Hangi güzel yüzdür ki, sonra toprak olmadı?
Hangi güzel gözdür ki, ona toprak dolmadı?)
Bir şarkıcı kadından, duyunca bu sözleri,
Hidâyete gelerek yaşla doldu gözleri.
Ve İmâm-ı Âzâm’ın, hânesine giderek,
Anlattı bu hâlini, çok taaccüb ederek.
Dedi ki: (Ey efendim, bir söz duydum birazdan,
Şuûrum alt üst oldu, soğudum bu dünyadan.
Hidâyete gelmeme, sebep oldu bu şiir.
Bu fakire, şu anda, nasîhatiniz nedir?)
İmâm’ın emri ile, öğrendi din ilmini,
Ve ilmine göre de, düzeltti her hâlini.
Mübârek, öyle kavî, sarıldı ki islâma,
Örnek oldu hayatı, bil cümle müslümâna.
Su içine doğrayıp, yerdi hep yavan ekmek,
Nefsi azmasın diye, yemezdi yağlı yemek.
Bir gün ba’zı dostları dediler: (Zaifsiniz,
Size yağlı bir yemek getirsek yer misiniz?)
“Evet” dediği için, getirdiler önüne,
Lâkin biraz düşünüp, yemedi ondan yine.
Dedi: (Filân kimsenin, nasıldır yetimleri?
Alıp ona götürün, bu nefis yemekleri.)
BİLMECELER
1-
Ben giderim o gider,
Kolumda tık tık eder.
2-
Pencerem kapaklıdır,
Etrafı çapaklıdır.
3-
Kırılmaz yüksek düşse,
Dayanmaz suya girse.
4-
Uzaktan gördüm taş,
Yürür yavaş yavaş.
5-
Kış olsa da kedersiz,
Dağlar olmaz ki sensiz.
CEVAPLAR: 1-Saat 2-Göz, 3-Kâgıt, 4-Kaplumbağa, 5-Çam ağacı.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE