MANZUM MENKÎBE ALTI AKÇE (I)
Bir gün hazret-i Ali, gelince hânesine,
Şöyle arz eylemişti, Fâtıma kendisine;
(Kalmadı hânemizde, yiyecek bir nesnemiz,
Şu “altı akçe” ile, bir şey alıp gelseniz.)
Çıktı evden pazara, gördü iki müslüman,
Biri sıkıştırırdı, diğerini durmadan;
Altı akçe borcum var, ya hakkımı ver benim,
Ya da yürü hemence, mahkemeye gidelim.)
Zaten altı akçesi, mevcut idi o zaman,
Verip borçlu kimseyi, kurtardı sıkıntıdan.
Oradan döndü eve, buyurdu; (Ey Fâtıma!
Hiç bir şey alamadan, eli boş döndüm, ama,
Senin vermiş olduğun, altı akçe ile ben,
Kurtardım bir mü’mini, biraz önce hapisten,)
Dedi; (Ellhamdülillah, ne güzel iş yapmışsın,
Çâresiz bir mü’mini hapisten kurtarmışsın.)
Çıktı sonra hazret-i Peygamberi görmeye,
Mübârek ayağının, tozuna yüz sürmeye.
Bu sefer gördü yolda, yabancı bir kimseyi,
Tutardı eli ile, besili bir deveyi.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE