SOHBET...........................................TEFSİR VE HADİS OKUMAK
Muhammed Hâdimî hazretleri Berika kitabında buyuruyor ki:
Tefsir, kelâm-ı ilâhiden, murâd-ı ilâhiyi anlamak demektir. Hadîs kitaplarından, hadis nakletmek için, hadis âlimlerinden icâzet almak lâzımdır.
İmâm-ı Şa’rânî hazretleri buyuruyor ki:
Hadîs-i şerîfler Kur’ân-ı kerîmi açıklamaktadır. Mezhep imâmları hadis-i şerifleri açıklamışlardır. Din âlimleri de mezhep imâmlarının sözlerin açıklamışlardır. Tahâreti, namazların kaç rek’at olduklarını, rükü ve secdelerde okunacak tesbihleri, bayram ve cenâze namazlarının nasıl kılınacağını, zekât nisâbını, orucun ve haccın farzlarını, hukuk bilgilerini Kur’ân-ı kerimden çıkarmak mümkün değildir.
İmran bin Hasin’e suâl edildi ki: “Bize yalnız Kur’ân’dan söyle!”
Buyurdu ki: “Ey ahmak! Kur’ân-ı kerîmde namazların kaç rek’ât olduğunu bulabilir misin?
Abdülganî Nablûsi hazretleri Hadîka kitâbında buyuruyor ki:
Fıkıh bilgilerini derin âlimler âyet-i kerîmelerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir.
Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden öğrenmeye kalkışmak, nâfile ibâdet olur. Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumayı bırakıp, nâfile olan tefsir okumak câiz değildir. Zaten müctehid olmayanların tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkânsızdır. Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmiş iki fırkanın âlimleri tefsirlerden yanlış ma’nâ anladıkları için sapıttılar. Âlim sapıtınca, âlim olmayanların tefsîr okuması felâkettir.
Kur’ân-ı kerîmin hakîkî ma’nâsını öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelâm, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okuması lâzımdır.
Ali Güler (Türkiye Gazetesi: 26.3.1988)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE