Untitled Document

Şİ­İR KA­RA­CA­AH­MET (I)

Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet!
Al sana, derya gibi sonsuz Karacaahmet

Göbeğinde yalancı şehrin, sahici belde;
Ona sor, gidenlerden kalan şey neymiş elde?

Mezar, mezar zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar, mezar, varlığa yol veren geçit, yokta.

Onda sırların sırrı: Bulmak için kaybetmek.
Parmakların saydığı ne varsa hep tüketmek.

Varmak o iklime ki, uğramaz ihtiyarlık;
Ebedî gençliğin taht kurduğu yer, mezarlık.

Ebedî gençlik, ölüm, desem kimse inanmaz;
Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.

Karacaahmet bana neler söylüyor, neler!
Diyor ki, viran olmaz tek bucak, viraneler,

Zaman deli gömleği, onu yırtan da ölüm;
Ölümde yekpâre ân, ne kesiklik, ne bölüm...

Hep olmadan hiç olmaz, hiçin ötesinde hep;
Bu mu dersin, taşlarda donmuş sükûta sebep?

Kavuklu, başörtülü, fesli, başaçık taşlar;
Taşlara yaslanmış da küflü kemikten başlar,
(Devamı yarın)


BİLMECELER
1-Sen de var, bende de.
Canlı cansız her şeyde.

2-İstanbul’da süt pişti,
Kokusu buraya düştü.

3-Altı taş, üstü taş,
İçi dolu, binbir baş.

4-Dam başında kadı gibi,
Göğe bakar cadı gibi.

5-Arşın gibi ayakları,
Arslan gibi bıyıkları.
CEVAPLAR: 1-İsim, 2-Mektup, 3-Mezarlık, 4-Baca, 5-Arpa bitkisi.

 



- Yemek : Yoğurtlu bakla, Mantı, Muhallebi

Featured Image 01