MANZUM MENKIBE - SİNÂ ÇÖLÜ (II)
| Hem edeble yürüyor, hem cevap veriyordu, | (Yâ ilâhî, yâ Rabbî, affeyle cümlemizi! |
| Hem de fısıltı ile, ona şöyle diyordu: |
Günahımıza bakıp, helâk etme sen bizi! |
| (Önde yaya yürürken, Peygamber Efendimiz, | Hiç bir şey yaratmazdım, sen olmasaydın eğer, |
| Hiç muvâfık olur mu, bizim atla gitmemiz?) |
Diye medheylediğin, o sevgili Peygamber, |
| Bir müddet böyle yaya, ilerleyen Selim Hân, | Hürmetine, bol yağmur, gönder üzerimize, |
| Sonra ata binerek, yoluna oldu revân. |
Senden gayri gidecek, kapı yok şimdi bize!) |
| Ve bitmişti nihâyet askerlerin suları, | Pâdişâh, ağlayarak bunları söylüyordu, |
| Sultan bunu öğrenip, durdurdu orduları. |
Ordular gözyaşıyle, "Âmin! Âmin!" diyordu. |
| Hitap etti askere: (Önce tevbe ediniz, | Ellerini aşağı, henüz indirmemişken, |
| Sonra birbirinizle hemen, helâlleşiniz!) | Gökyüzünde bulutlar, kümeleşti âniden, |
| (Devamı yarın) | |
| Kaldırdı daha sonra, ellerini havaya, | |
| Başladı gür sesiyle, yağmur için duâya: |
Erkek : Şinasi - Kız : Şükriye - Yemek : Sütlü çorba, Yaprak sarması, Havuç Rendesi, Revani
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE