Untitled Document

MANZUM MENKIBE - SİNÂ ÇÖLÜ (II)

Hem edeble yürüyor, hem  cevap veriyordu, (Yâ ilâhî, yâ Rabbî, affeyle cümlemizi!
Hem de fısıltı ile, ona şöyle diyordu:

Günahımıza bakıp, helâk etme sen bizi!

(Önde yaya yürürken, Peygamber Efendimiz, Hiç bir şey yaratmazdım, sen olmasaydın eğer,
Hiç muvâfık olur mu, bizim atla gitmemiz?)

Diye medheylediğin, o sevgili Peygamber,

Bir müddet böyle yaya, ilerleyen Selim Hân, Hürmetine, bol yağmur, gönder üzerimize,
Sonra ata binerek, yoluna oldu revân.

Senden gayri gidecek, kapı yok şimdi bize!)

Ve bitmişti nihâyet askerlerin suları, Pâdişâh, ağlayarak bunları söylüyordu,
Sultan bunu öğrenip, durdurdu orduları.

Ordular gözyaşıyle, "Âmin! Âmin!" diyordu.

Hitap etti askere: (Önce tevbe ediniz, Ellerini aşağı, henüz indirmemişken,
Sonra birbirinizle hemen, helâlleşiniz!) Gökyüzünde bulutlar, kümeleşti âniden,
(Devamı yarın)
Kaldırdı daha sonra, ellerini havaya,
Başladı gür sesiyle, yağmur için duâya:


Erkek : Şinasi - Kız : Şükriye - Yemek : Sütlü çorba, Yaprak sarması, Havuç Rendesi, Revani



Featured Image 01