MANZUM MENKIBE - AÇILAN KAPI
| Bir gün "Ahmet Kuddûsî" vâsıl olup Konya'ya, |
Ziyârete gelmişti, Hazret-i Mevlânâ'ya,
|
|
| Ve lâkin o türbeye, tam vâsıl olduğu an, |
Türbedâr kapıları, kitliyordu o zaman.
|
|
| Açmasını ne kadar, ricâ etti ise de, |
Türbedâr inat edip, açmamıştı yine de.
|
|
| Lâkin Ahmet Kuddûsî, etmedi fazla ısrar, |
O anda düşünmeden, şunları etti ikrâr:
|
|
| (Sensin velîler şâhı, yâ Hazret-i Mevlânâ, |
| Misâfirim kabûl et, yâ Hazret-i Mevlânâ!) |
|
|
|
| Son sözünü deyince, Kuddûsî Hazretleri, |
Türbedârın hayretten, açık kaldı gözleri.
|
|
| Zirâ açıldı kapı, hem de kendiliğinden, |
Ve Hazret-i Kuddûsî, içeri girdi hemen.
|
|
| Ziyâreti yaparak, Kuddûsî Hazretleri, |
Hiç birşeyden habersiz, Niğde'ye döndü geri.
|
|
| Zîrâ o kendisinden, geçmiş idi o ara, |
Bunun için hiç bir şey, demedi türbedâra.
|
|
| Ertesi gün bu işi, işiten talebeler |
Bunun kim olduğunu, hemen tahmin ettiler.
|
|
| Dediler, (Olsa olsa, bu, Bor'lu Kuddûsî'dir, |
| Zirâ bu güzel hâller, ancak onun işidir.) |
Erkek : Harun - Kız : Ümran - Yemek : Etli nohut, Nohutlu Pilav, Komposto