HATIRA... ... ... ... ... ... AFGANİSTAN’DAN GELİYORUM
Bir Afgan mülteci kampındayız... Şöyle başlıyor söze Mücahid komutanlarından Abdülvahit:
“Dünya böyle bir vahşet gördü mü son deminde?...
Vataan! Vataan! Canım Afganistan! Allahım! Komünist kâfirleri kahret! Çiğnetme onlara güzel vatanımı!”
Nidâları ile can veren tam 1,5 milyon insanın dramı bu... Tarihler yazsa anlatamaz ihânetin böylesini... Destanlar düzülse, mısralar tasvir edemez bu kahramanlık gösterisini... ”
“Siz” diyor... “Hiç bilir misiniz kâfirin bize neler ettiğini!... ”
“Nerden bilesiniz. Hiç gördünüz mü insanların üst üste, çuval gibi istif edildikten sonra, benzin dökülüp yakıldığını?... ”
İşte!... aah! Bu kör olası gözler yok mu? İşte, bu gözler gördü o vahşeti... ”
Durdurmak zor Abdülvahit komutanı.
– “Kâfiiir!... Kâfiiir!... Hâlâ kulaklarımda çocukların bağrışı...
Baba!. Babaaaa! Kurtar bizi! Ama babaları bağlı bir ağaca. Hem de zincirle... ”
Bir hıçkırık sağanağı başlıyor... Koca komutanda... Güçlükle teskin ediyoruz... Gözlerinin yaşını siliyor elinin tersiyle...
“Kusura bakmayın diyor. Birden o elim hadise canlandı gözümde... ”
(Türkiye: 1/1/1988) Murat Yeşil
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE