ŞİİR ............ BAĞDAT TÜRKÜSÜ
Sene 977. Hazar Gölü’nden Karaköseli uçtu telli turna.
Bir kanadı Dicle, bir kanadı Fırat;
Birlikte düştük yola, şimdi İzmir’de bahar dalları,
Mâvi bir sabah ezanında göründü Bağdad.
Karşı yakada İmâm-ı Åzam türbesi yeşil, gümüş;
Türbeyi sarmış meryemana kuşağı, yanar.
Tuğrul Beğ yağız atından inmiş abdest almada.
Abdülkadir Geylani çeşmesinden besmeleyle akar sular.
Ok atıldı Kâzımiye’nin altın kubbesinden,
Açıldı Cuma günü Bağdad kapısı.
Girdim Sultan Süleyman’ın elinde anahtar şehre,
Meydan Camii’ni gördüm, Akkoyunlu Türk yapısı.
Hârûnürreşîd’in sarayı bekler Ömer adâleti,
99 deve bir kervan, inci, mercan taşır günlerce.
Leylâ, Fuzûli, Mecnun “birlik” te Türkmen dilleri,
Tutturmuş “özüm” Kerkük’ten bir yanık hoyrat.
Kul Mustafa almış sazı eline karakolda gezerken,
Bir çelik irâdedir kır atında Sultan Murad.
Ovadan sam esti, taş kesildi kuşlar havada,
Bu çöl akşamında Dicle akmaz oldu.
Kucakladım bir Fâtiha’yla kelle koltuğunda Genç Osman’ı
Tüllenen mağripte gözüm gönlüm yaş oldu.
Şükrü Elçin
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE