Untitled Document

TARİH TOPKAPI SARAYI (I)

“Revan Köşkü’nde gezerken kulağıma derinden bir Kur’ân-ı kerîm sesi geldi. Birdenbire islâm mîmârisini tam mânâsıyle gördüm. Çünkü İslâm mîmârisinin içine bir ruh gibi muhakkak rahle başında bir Kur’ân-ı kerîm sesi lâzım. O ses olmadığı zaman bu mîmârî kuru bir şekilde görünüyor. Bu fikrimi rehberim Lütfü Bey’e söyledim. Ve bu Kur’ân-ı kerîm sesinin nereden geldiğini sordum.
“Hırka-i Saâdet Dâiresi’nden!” dedi. Yavaş yavaş sesin geldiği pencereye yaklaştım. Baktım; yeşil, yemyeşil rûhânî yeşil bir dâire, pencereye arkasını çevirmiş bir hâfız, öteki âleme dalmış bir ruhun istirâhatiyle okuyor; diğer bir hâfız da gözlerini yummuş bir köşede tesbihini çekerek bekliyor.
Rehberim Lütfü Bey’e sordum: “Hırka-i Saâdet’de ne zamanlar bu hatim indirilir?” Lütfü Bey gülümseyerek kulağıma dedi ki: “Her gün! Her saat! Dörtyüz seneden beri geceli gündüzlü bilfâsıla... ”
Hayretten gözlerim kapanmış dinliyordum. Lütfü Bey biraz mâlûmat verdi: Yavuz Sultan Selim Han hilâfetin alâmâtı olan Hırka-i Şerif, Sened-i Şerif ve diğer Emânât-ı mübâreke’yi Mısır’dan İstanbul’a hatimler indirterek getirmiş; İstanbul’a vardığı gece, Saray’da yüksek bir mevki’e yerleştirmiş; mimarbaşı ve ustalar asıl tevdî olunacak makamı harıl harıl inşâ ederlerken sefer yorgunluğuna bakmaksızın sabaha kadar ayakta beklemiş. O gece, geceli gündüzlü Kur’ân-ı kerîm okunması için bir vazife tertip ederek kırkıncısı bizzat
(Resimli Tarih Mecmuası) (Devamı yarın)
 

 



- Yemek : İşkembe çorbası, Ciğer tava, Komposto, Pilav

Featured Image 01