MANZUM MENKİBE BİR NASİHAT
Bir zât ziyâret için, gitti Veysel Karani’ye,
Ricâ etti, kendine, nasihat etsin diye.
(Rabbini bilir misin?), diye suâl eyledi,
O kişi cevabında, (Evet bilirim.) dedi.
Buyurdu ki: (Rabbini, bilirsin mâdem ki sen,
Ondan gayrilerini, fark etmez, hiç bilmesen).
Veysel Karânî, üç gün, hiç yemek yememişti,
Dördüncü gün evinden, bir çıkayım demişti.
Yolda altın bir para, ilişti gözlerine,
(Birinden düşmüş.) diye, almadı onu yine.
Sonra baktı bir koyun, geliyordu ilerden,
Ağzında altın para, gelip durdu âniden.
(Başkasınındır.) diye, ona ilişmemişti,
Koyun dile gelerek, ona şöyle demişti:
(Senin kulu olduğun, Allahın kuluyum ben,
Rabbinin gönderdiği, bu rızkını al hemen.)
Aldı Veysel Karânî, o altını mecbûren,
Sonra baktı o koyun, kayboldu göz önünden.
Abdülatif Uyan (Türkiye Gazetesi)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE