HİKÂYE... ... .(Dünden Devam)... ... GEÇTİ ARTIK (3)
İmam cemaate, nasıl bir insan olarak bilindiğimi sormuştu. Ben, cemaatin arasındaki 8-10 kişinin bu soruya cevap vermediğini gayet iyi biliyordum. Evet, bu insanların haklarını yediğimi kabul ediyorum. Fakat şu kaza olmasaydı. Onların gönlünü alacak ve yaptığım hataları telâfi etmeyecek miydim?
Câmideki işimiz bittikten sonra tekrar omuzlara kaldırılmıştım. Tabutumun eğik bir şekilde taşınmasından, mezarlığa giden yokuşu tırmandığımızı anlıyordum. Şiddetle yağan yağmurun, çatlaklardan içeri girerek kefenimi yer yer ıslattığının da farkındaydım. Buna rağmen dışarıda konuşulanlara kulak verdim.
Dostlarımın bir kısmı piyasadaki durgunluktan bahsediyor, bir kısmı ise geçen gece akşam televizyonda oynanan kovboy filmini medhediyordu. Tabutumu taşıyan diğer biri ise, yanındakinin kulağına fısıldayarak.
“Tam ölecek günü buldu rahmetli!” diyordu. “Sırılsıklam olduk birader.”
Duyduklarım, herhalde yanlış olmalıydı. Yoksa bunlar uykularımı onlar için fedâ ettiğim dostlarım değil miydi?
Yolculuğum bir müddet sonra bitmiş ve tabutum yere indirilmişti. Kapak tekrar açıldı ve güçsüz vücudumu kucaklayan bir kaç kol, beni dibinde su toplanmış olan bir çukura doğru indirdi. Boyluboyunca yattığım yerden etrafıma baktım. Aman Allahım bu kabir değil (Devamı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE