HİKÂYE... ... .(Dünden Devam)... ... GEÇTİ ARTIK (2)
Birden kulaklarımı çınlatan bir sesle irkildim. Sanki mikrofonla söylenen bu ses, beynimin enücra köşelerinde yankılanıyor ve;
“Geçti artık geçti!” diyordu.
İçimden: “Keşke geçmemiş olsaydı!” diyordum. Nereden başıma gelmişti o kaza bilmem ki? Halbuki ne kadar da iyi araba kullanırdım.
Olup bitenleri hatırlamaya çalışırken, dostlarımın çevremi sardığını ve üzerimi örtmek için tabutun kapağını kaldırdıklarını farkettim. Avazım çıktığı kadar bağırmak ve çırpınmak istediğim halde ne kımıldayabiliyor, ne de bir ses çıkarabiliyordum. Biraz sonrada koyu bir karanlık içinde kalmış ve gözlerimi, tabutun tahtaları arasında sızan ışığa çevirmiştim. Dehşet içinde,
“Aman Allahım, dedim. Ne olacak şimdi hâlim?”
Hiç bir şey düşünemiyordum. Biraz sonra omuzlara kaldırlmış ve sallana sallana götürülmeye başlamıştım. Dışardaki seslerden yağmur yağdığı belli oluyor ve su damlacıklarının sesi, tabutumun gıcırtısına karışıyordu.
Cenaze namazı için câmiye gidiyor olmalıydık...
Câmi deyince aklıma gelmişti. Çok yakınımızda olmasına rağmen, nedense bir türlü elim değip gidememiştim. Ama 50 yaşına gelince namaza başlayacak ve herkesin şikayet ettiği kötü alışkanlıklarımı terk edecektim. Ah! şu kaza olmasaydı. İleride ne iyi bir insan olacaktım.
Daha önce duyduğum ses:
“Geçti artık geçti!” diye tekrarladı.
Biraz sonra namazım kılınmış ve
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE