HATIRA ADNAN MENDERES
O’nun ağzından anlattığım son günü:
“Tam 15 ay, 17 gün ufacık bir odada yalnız ve konuşmasız yaşamışım. Bunu sonraları bir arkadaş fısıldadı. Ben hücrede zamanın farkında olamadım. Günleri, haftaları sayacak mecalim yoktu. Bazen, yağlı boya ile kapatılmış pencere camlarından ufacık ışıklar sızardı. Demir parmaklıkların kıyıcığından yere kadar uzanırlardı. Sıyrılan boyaların tırnak kadar bir yerinden bana doğru koşan müjdeler gibiydiler.
Hele bir seferinde üç küçük karıncayı görüverince beklediğim üç dost çıkagelmiş gibi oldum.
Uzunca bir deniz yolculuğundan sonra İmralı’dayım. Asılmayı bekliyorum. Az sonra gelecekler. Birinin elinde beyaz ve bol bir önlük. Diğerinin elinde yaftam duracak.
Nihayet beklediğim ayak sesleri... Geliyorlar.
Ayağa kalkmalıyım... Adnan Menderes’e çökmek olmaz. Dik durmalıyım. Adnan Menderes’e eğilmek olmaz.
Ve kapıya doğru dönmeliyim. Onları, gelenleri tıpkı misafir gibi karşılamalıyım. Nice krallar, cumhurbaşkanları, kraliçeler, misafirim oldu. Benbunları da ağırlarım...
Ben, Adnan Menderes...
Milletim beni nasıl bilmişse, meydanlarda nasıl görmüşse işte öyleyim... Ben Başvekil Adnan Menderes’im...
Ve Fâtihâları bana onlar gönderecektir... ”
Gürbüz Azak (29 Mayıs 1988 Türkiye)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE