Untitled Document

HATIRA... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... BİR MEKTUP

Bir oğlum vardı, pek zeki, pek çalışkandı. Liseye kadar bütün okulları birincilikle bitirdi. Hocaları: Bu kıymetli zekâ buralarda israf olmasın, çocuğunu Avrupa’ya gönder diye beni teşvik ettiler. Ben ve annesi muvafakat ederek bir imkânı bulduk ve onu Paris’e gönderdik. Gittiği ilk günlerde memnun edici mektupları geliyordu. Fakat bir müddet sonra ansızın mektupları kesildi. Bir kaç ay daha bekledik. Nihâyet şu mektubu geldi ki tam bir mânası ile bir fâcia.
Anneciğim ve babacığım,
Ben artık İslâm dinini terk ederek HIRİSTİYAN oldum. Eğer böyle yaptığım için bir günâh işlemişsem bilin ki bu günâh tamamen size aittir. Çünkü siz bana dinimi öğretmemiştiniz. Ben, adımın müslüman olduğunu biliyordum o kadar. Buraya geldiğim zaman bütün Fransızların dindar olduğunu gördüm. Yemeğe oturdukları zaman duâ okuyorlardı. Yatağa yattıkları zaman duâ okuyorlar. Sabahleyin kalktıkları zaman yine duâ okuyorlardı. Bense onlara alık alık bakıyordum.
Din, imân, Allah, Peygamber, Kur’ân ve ibâdet hakkında çok sualler soruyorlardı. Ama ben hiç birine cevap veremiyordum. Siz bana bunları öğretmemiştiniz. Hatta benim memleketimde dindarlık ayıptı. İçimizden biri dinden bahsedecek olsa, öğretmenler olsun öğrenciler olsun hemen alay ederler: “Hey!.. Yobaz, Kaçıncı asırdasın?” derlerdi. Oruç, namaz yoktu. Ne kadar aldanmışız?.. Burada herkes, dinden, imandan ve İsa’dan konuşuyor, dinsizler ise asla sevilmiyor.
Bütün bunların karşısında içimde derin bir boşluk hissettim. Yavaş yavaş hıristiyanlığı öğrenmek için bir merak sardı beni.. Öğrendim ve nihayet işte Hıristiyan oldum.
Artık tahsil masrafımı da kilise üzerine aldı.
(Yeşilay Dergisi)



- Yemek : Kabak dolması, Peynirli börek, Muhallebi

Featured Image 01