Untitled Document

SOH­BET... ... ... ... ... ... ... SOS­YAL YAR­DIM­LAŞ­MA VE İS­L­Mİ­YET

İslâmiyet zenginlerin fakirlere zekât vermesini emir buyurmuştur. İşte, sosyal adaletin temelini bu teşkil eder.
Zekât; malının kırkta birini, müstehak olan fakire vermek demektir. İslâm dininde, eli, ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır. İşte zekât; böyle çalışamayacak derecede hasta ve sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Bunlara zekât veren bir müslüman, hem dini ibâdetini yaparak Allahü teâlânın rızasını kazanır, hem de sosyal yardım yapmış olur.
Zekât, uşur ve sadakalar, hep sosyal yardım olup, ekonomik felâketleri önlemek için emrolunmuş ilâhî tedbirlerdir. Bunlara ne kadar çok riâyet edilirse, komünizm felâketi, o kadar önlenmiş olur.
İslâm dini, bundan başka ticâret ahlâkını da koyarak, sınıf mücadelesini kaldırmıştır. Adalet karşısında, devlet reisi de, çoban da eşit haklara mâliktir ve eşit mesuliyetleri taşır. Haksızlık yok, kardeşlik vardır.
(Seâdet-i Ebediyye:192)

 



- Yemek : Sebzeli Çorba, Güveç, Sütlaç, Meyve

Featured Image 01