SOHBET İSLÂMİYETE DAVET
Kur’ân-ı kerim ve hadîs-i şerîfler, kıyâmetteki sevaplar ve azaplarla doludur. Günah işleyenlere hazırlandığı bildirilen şiddetli azaplara inanan kimse, din kardeşlerini bu tehlikeden kurtarmak istemez mi? Ona, elîm azaptan kurtulmak yolunu göstermez mi?
Bir âmânın yolunda kuyu veya ateş bulunursa, yahut bir kimse, başka bir dünya tehlikesine düşerse, bunlar elbette bu kimseye bildirir ve kurtuluş yolunu gösterir. Kendi hâline bırakmazlar. O halde; daha elim, şiddetli ve sonsuz olan âhıret azâbını niçin bildirmesinler ve kurtuluş yolunu göstermesinler? Bildirmeyen ve göstermeyen, âhıret azâbını kabul etmiyor, inanmıyor ve kıyâmet gününe iman etmiyor demektir.
Allahü teâlâ ; kimseye karışılmamasını sevseydi, Peygamberleri göndermez, emirlerini bildirmez, insanları İslâm dinine dâvet etmez ve diğer dinlerin, yanlış, bozuk olduğunu haber vermezdi ve geçmiş Peygamberlere inanmayanları azaplarla helâk eylemezdi. Herkesi kendi hâline bırakır, kimseye birşey emretmez ve inanmayanlara azap etmezdi.
Erkek : Muhlis - Kız : Mehpare - Yemek : Etli Kapuska, Bulgur pilavı, Salata, Sütlaç
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE