MANZUM MENKIBE KİBİRLİ HÜKÜMDAR
Çok gurur ve kibirli, bir hükümdar var idi,
Bir gün memleketini, gezmeyi arzu etti.
(Atımı hazırlayın!) emrini verdi sonra,
Getirdi hizmetçiler, atlarını huzura.
Bindi sonra atına, kibirli bir hâl ile,
Başladı dolaşmağa, bir grup askeriyle.
Herkes gelip derdini, başlarken söylemeye,
Tenezzül etmiyordu, onları dinlemeye.
Az sonra karşısına, yaşlı bir kimse geldi,
Elbisesi yamalı, heybetli kimse idi.
Atının dizginini, tutarak o yaşlı zat,
Dedi ki: (Senin ile, işim var, şimdi bizzat.)
Mağrur sultan hiddetle, şöyle bağırdı ona:
(Hangi cesaret ile, yaklaşırsın sen bana.?)
O ise, bu sözlere, hiç aldırış etmedi,
Dizginleri tutarak, sözünü tekrar etti.
Çâresizlik içinde, dedi ki sultan ona:
(Benimle neymiş işin, çabucak söyle bana.)
Kulağına eğilip, dedi: (Ben Azrâilim,
Sende emânet olan rûhu almaya geldim.)
FOTOĞRAF MAKİNESİ
İlk fotoğraf makinaları bir oda büyüklüğündeydi. Fotoğrafı çekilecek yere bu makinalar arabayla getirilirdi, fotoğrafçı ise makinanın
içine girip fotoğraf çekerdi. Günümüzde ise, tükenmez kalem, hatta gömlek düğmesi büyüklüğünde makinelar imâl edilmiştir.
Erkek : Sinan - Kız : Semiha - Yemek : Şehriye çorbası, Izgara Köfte, Bulgur pilavı, Salata
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE