SOHBET ....................... ESHÂB-I KİRÂM
Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber iken bir ân gören, eğer kör ise bir ân konuşan, büyük veya küçük bir mü’mine Sahâbi denir. Birkaç Sahâbiye (Eshâb-ı kirâm) veya (Sahâbe) denir.
Eshâb-ı kirâm, peygamberlerden ve meleklerden sonra mahlukların en efdâli en üstünüdür. Onun için, Eshâb-ı kirâmın her birini sevmemiz, hürmet etmemiz lâzımdır.
Eshâb-ı kirâmın hepsi derin âlim, birer müctehid idiler. Din bilgilerinde, siyâset, idârecilik ve zamanlarının fen bilgilerinde ve tasavvuf ma’’rifetlerinde birer deryâ idiler. Bu bilgilerin hepsini, Resûlullahın mübârek cemâlini görmekle ve kalblere işliyen, ruhları çeken sözlerini işitmekle, az zamanda edindiler. Eshâb-ı kirâmın üstünlüklerini bildiren âyet-i kerime ve hadîs-i şerîfler pek çoktur:
Sûre-i Tövbe’de buyuruluyor ki:
‘’Önce imâna gelenlerden, her fazilette öne geçenlerden, hem Mekke’den gelen Muhacirlerden, hem de Medine’de bunları karşılayıp yardım edip Ensâr’dan, önde olanlardan ve iyilikte bunların izinde gidenlerden Allahü teâlâ râzıdır. Hepsini sever. Onlar da, Allahü teâlâdan râzıdır. Allahü teâlâ, onlara Cenneti hazırladı. Cennette sonsuz kalacaklardır.’’
Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu:
‘’Eshâbımın hiçbirine dil uzatmayınız! Onların şanlarına yakışmayan birşey söylemeyiniz!’’
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE