ŞANLI TARİHİMİZ ............................ SÜVEYŞ HARAKÂTI
Şubat-1915, İngilizlerin Mısır’ı işgali üzerine Osmanlı ordusu Süveyş Kanalı’nı geçmeye teşebbüs etti.
“...Her ne pahasına olursa olsun kanalı geçmek mecburiyetindendeydik. Kanal setlerini aşmak için bir asker devamlı suyun altında kalıyor, öteki askerler onun omuzuna basarak setlere tırmanıyordu. Bu bize pahalıya patladı. Suyun altında kalan asker, bir daha suyun yüzüne çıkamıyor, sesini, sesini çıkarmadan arkadaşlarının geçmesi için ölünceye kadar su altında bekliyordu. Bu şekilde çok asker telef oldu. Bunu önlemek için askerler arasından bir kaç fedâi istedim. O zaman askerlerin bana şu cevabı verdi:
“Kumandanım biz hepimiz fedâiyiz. Bizi kura ile seçmeyin, sıraya koyun. Tek nefer kalıncaya kadar, döğüşüp din ve millet uğrunda canımızı seve seve fedâ edip şehit olmak istiyoruz, yeter ki vatan sağolsun.”
İşte böyle kayıplar vermek suretiyle kanalı geçmeye çalışırken, birden İngilizlerin emniyet köpekleri havlamaya başladı. Ondan sonra bir kıyâmet!.. Düşmanın alârm işâreti üzerine, İngiliz mevzilerinden üzerimize kurşun yağmaya başladı. Düşmanın amansız ateşi, fışkıran bir volkana benziyordu. Bu şiddetli ateş altında, parçalanan kollar, bacaklar ve başlar havaya fırlıyordu. Süveyş kanalının suları, dökülen asker kanlarıyla kızıllaştı. Buna rağmen, neferler yine de cesaret ve şecaatlerini kaybetmediler. “Allah Allah” nidaları ile siperlere hücum ediyor, engelleri aşıyor, patlayan şarapneller karşısında cansiperane, arslanlar gibi çarpışıyorlardı...”
LAWRENCE VE BEN
Anlatan: Teğm. Ahmet Rasim Ataseven
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE