Untitled Document

MEN­KI­BE ............................. SÖ­ZÜ­NÜN ERİ

Peygamber efendimiz, hazret-i Ali’nin de bulunduğu bir toplulukta, Hazret-i Ömer’e buyurdu ki:
-Yâ Ömer! Ölünce seni dar bir mezara koyarlar. Münker-Nekir gelir. Gözleri şimşek gibi çakar, sesleri gök gürültüsü gibidir. O zaman na yapacaksın?
-Yâ Resûlullah! O zaman, şimdiki gibi aklım başımda olur mu?
Evet yâ Ömer.
-Öyle ise korkmam. Allahın izniyle gereken cevâbı veririm.
Hazret-i Ömer vefât etti. Defnettiler, Hazret-i Ali, telkin verdikten sonra beklerken, Münker-Nekir sorguya başladılar:
-Rabbin kim?
Hazret-i Ömer suâl etti ki:
-Siz kaç günlük yoldan geldiniz?
-Yedi bin yıllık yoldan geldik.
-Siz bu kadar uzak yoldan geldiniz ve Allahı unutmadınız da, ben birkaç dakikalık yoldan gelip, nasıl unuturum?
Melekler dediler ki:
-Biz senin böyle cevap vereceğini biliyorduk. Ancak, emrolunduğumuz için böyle suâl ettik.
Hazret-i Ömer buyurdu ki:
-Ümmet-i Muhammede böyle heybetli gelmeyeceğinize söz vermedikçe, sizi serbest bırakmam.
Meleklerden söz alınca onları bıraktı.
Bunları müşâhede eden hazret-i Ali “Yâ Ömer! Sözünün eriymişsin.” buyurdu.

 



- Yemek : Mercimek Köftesi, Makarna, İncir Hoşafı

Featured Image 01