HATIRA.............................................KAPUT BEZİ
Küçüklüğümde, herkes köyünde doğar ve ölürdü. Askerlik dışında köyden, kasabadan çıkılmazdı. Para, harcamak için değil, saklanmak içindi. Gaz ve tuz dışında alış verişimiz olmazdı. Bir ailenin yıllık gideri sanırım 30-40 lira kadardı. Bir de kefen bezi satın alıyorduk. Bu kefen bezlerini sarıya, yeşile ve kahverengiye boyar; kendimize zıbın, pantolon ve iç gömleği yapardık.
Bu bezler Sümerbank mağazalarının küçük şubelerinde sözümona kur’a ile satılırdı. Yani torbanın içine elimizi sokup bir kağıt çıkarırdık. Sümerbank memuru açar okur ve her seferinde “Kaput” derdi. Yıllar yılı bizim aileye, komşulara ve bütün kasaba halkına “basma veya pazen” çıktığını hiç hatırlamıyorum. çünkü torbadaki kâğıtların hepsinde “Kaput” yazılı idi ve diğer farklı kumaşlar memurlar ile partililere (yani varlıklılara) çok önceden ayrılmış olurdu.
O dönemi hatırladıkça gözlerim yaşarır.
Gürbüz Azak
ZEKA BULMACASI ........................... KAYIK
Geniş bir ırmağın karşı tarafına geçmek isteyen 117 kişilik bir müfreze başlarındaki subayla beraber çok müşkül durumdadırlar. O sırada iki çocuğun çekmekte olduğu bir kayık görürler. Kayık o kadar küçüktür ki ya iki çocuk yahut bir büyüğü alabilir.
Subay erlerini bu kayıkla karşıya geçirir ve sonunda çocukları kayıklarıyla beraber kıyıda bırakır. Bunun için kayık bir kıyıdan ötekine kaç kere gider?
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE