FIKRA BUĞUNUN PARASI
Nasreddin Hoca’nın kadılığı (hâkimliği) sırasında, bir gün karşısına iki adam gelir. Biri der ki:
- Hoca’m ben bu adamdan şikâyetçiyim!
- Neymiş suçu?
- Ben lokantamın önünde kebap pişiriyordum. Bu adam elinde bir ekmekle geldi. Ekmeğini kebabın buğusuna tutarak bir güzel karnını doyurdu. Buğunun parasını isteyince vermedi.
- Ver bakalım para keseni!
Adam çıkarıp verir. Hoca keseyi ahçıya doğru sallayıp sorar;
- Ne duyuyorsun?
- Para şıngırtısı Hoca’m!
- Tamam aldın hakkını, hadi git!
İyi ama bana bir şey vermedin ki?
- Daha ne istiyorsun? Kebabın buğusunu satanın hakkı, paranın şıngırtısıdır!.
(Dünden devam) YEŞİL RENK
Çok şaşırmıştım. “Demek ki, sözlerim ona hemen ona tesir etmiş.” diye düşündüm. Kime sorduysam; “Câmiye gitti” diyorlardı.
Heyecanla, câmiye koştum. işte namaz saflarının hem de en önündeydi. Hayret!... Üzerinde de yeşiller vardı. Sessizce yanına yaklaştım. Kısık bir sesle:
-Hani dedim, câmiye gelmeyecektin?..
Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü yeşil örtülü bir tabut içindeydi.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE