MANZUM MENKİBE ....................... MEYVA AĞACI
Yıldırım Bayezid Hân, dolaşırken köyleri,
Çok yaşlı bir köylüye, rastladı günün biri.
Bahçesinin önüne, fidanlar dikiyordu,
Padişah, erkâniyle, yaklaşıp ona sordu:
(Baba, bu fidanları, bu yaşında dikersin,
Sana yemişlerinden, nasip olur mu dersin?)
İhtiyar, cevâbında, dedi ki: (Bizim yediklerimiz,
Yeni yetişmiş değil, dikmiş dedelerimiz.
İhtiyar, cevâbında, dedi ki: (Padişahım,
Zannetmem nasip olsun, fazladır çünkü yaşım
Dedi: (meyvelerine, yetişemem diyorsun,
Öyle ise ne diye, bunları dikiyorsun?)
Yaşlı köylü dediki: (bizim yediklerimiz,
Yeni yetişmiş değil, dikmiş dedelerimiz.
Bu fidanları dahi, dikelim ki bizler de,
Torunlarımız yesin, meyvesini ilerde.)
Bu cevap, pâdişahın, çok hoşuna gitmişti.
İhtiyara hitaben, bir (Aferin) demişti.
Padişah birisine, (Aferin) dese imiş,
Ona bin altın vermek, zamanın âdetiymiş.
Çıkarıp bin altını, o köylüye verirler.
İhtiyar, padişaha, döner ve şöyle söyler:
(Sultanım, gördünüz mü, diktiğimiz fidanlar,
Şimdiden meyve verdi, bunda büyük hikmet var.)
HOŞGÖRÜLÜ OLMAK
İnsanlarla ilişkilerinizde hoşgörülü olun. Hatalı sözleri ve davranışları yüzünden onları silip atmayın dostluk defterinizden. Bir yanlış davranıştan, kırıcı sözünden dolayı ona kızıp küsmekten önce eski defterleri bir karıştırın. Size yaptığı güzel davranışları, iyilikleri, sıkıntılı bir gününüzde nasıl destek olduğunu hatırlayın. O zaman daha tarafsız daha sağlıklı bir hükme varırsınız. Ve daha hoşgörülü olursunuz. Unutmayın ki, bir arkadaşlığı, dostluğu sürdürmek, kesip atmaktan çok zordur.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE