MENKIBE ............. NASIRLI ELLER
Köylünün biri, Peygamber efendimizin yanına gelmişti. Resûlullah’a karşı fevkalâde hürmetinden dolayı mübârek elini sıkmaktan çekindi. Nihayet Resûl-i Ekrem’in uzattığı elini hürmetle tuttu, muhabbetle musafahalaştılar. Fakat, köylünün kalbinde bir eziklik meydana geldi.
-Yâ Resûlullah! dedi. Toprakla uğraşmaktan yarılarak nasırlaşan kaba ve sert ellerimle mübârek elinizi sıktım. İncittim ise özür dilerim!.
Resûlullah efendimiz, köylünün imân kuvvetinden doğan bu mahcubiyetini, gidermek için, nasırlaşmış o kaba ve sert elleri tekrar muhabbetle tuttu ve sevgi ile yeniden sıkarak köylüye buyurdu ki:
“Bu eller öyle eller ki, onları hem Allah, hem de Allah’ın Resûlü sever. Çalışan ve şerha şerha yarılan eller muhteremdir. Allahü teâlâ bu elleri yakmayacaktır!”
TARİH. ................. DENİZDE CÂMİ
Kılıç Ali Paşa bir câmi yaptırmak için III. Murad Hân’dan yer ister. Padişah şöyle buyurur:
- Sen ki deryaların (denizlerin) kaptanısın, var câmini kendi deryalarında yaptır!
Bu buyruk üzerine Kılıç Ali Paşa, denizi toprakla doldurup Tophane’deki güzel câmiyi oraya yaptırmıştır.
Câmi, Mimar Sinan’ın eseridir.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE