SOHBET...........................................ZEKÂT VERMEK
Ramazan ayında nâfile ibâdetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibi ve bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibi olduğu için, zekâtı Ramazan ayında vermek bir âdet halini almıştır.
Zekât, fakirlerin hayatını, ihtiyâçlarını, cemiyetin garanti etmesi demektir. (Bir şehrin bir köşesinde,bir müslüman, açlıktan perişan duruma düşse, ölse , şehirdeki zenginlerden birinin, az bir zekât borcu kalsa onun kâtili olur.) Zekât, müslümanlar arasında bir nevi sigorta teşkilâtıdır. Kur’an-ı kerîmde çok yerde zekât namazla birlikte bildirilmiştir. (Namaz kılın, zekât verin) Emri zekâtın ehemmiyetini göstermektedir. Âyet-i kerimelerde buyuruluyor ki: (Malı, parayı biriktirip, zekâtını, müslüman fakirlere vermiyenlere çok acı azâbı müjdele!) (Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, Cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi bastırılacaktır.)
(Ey âdem oğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan; yiyerek yok ettiğin, yiyerek eskittiğin ve Allah için vererek sonsuz yaşattığın dır.)
Seâdet-i Ebediyye
MANİ
Gökler kapısı açılır,
Âleme rahmet saçılır,
Bu mübarek Ramazan’da
Hep günahlardan kaçılır.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE