HATIRA...................YAŞAR DOĞU İLE GIRNATACI
1952 yılında Yaşar Doğu Acıpayam’a geldi.
Kasaba halkı olarak o gün Yaşar Doğu’yu bırakmadık. Ertesi gün de illa güreşsin diye tutturduk. Rahmetli Koca Yaşar bizi kıramadı.
Buraya kadar iyi, ama gerisi az tuhafça. Şimdi, Yaşar Doğu’nun karşısına kimi çıkaracaktık? Teklif edilenler:
“Biz bir şampiyonun, hele hele Yaşar Doğu’nun rakibi olamayız, sıkılırız.” dediler. Eeeeee?
Yaşar Doğu az sonra, orta yerdeki mindere çıkacak. Rakip?...Rakip yok...
Telâş o kadar büyüdü ki, öteye beriye koşuştururken bir ihtiyar:
-Bakın çocuklar, dedi: Onu tanıyan kimse güreşmez. Siz varın, pazar yerinden Yaşar Doğu’yu hiç duymamış birini getirin.
Yaşar Doğu’nun bir buçuk iriliğinde aslan gibi biri bulunup getirildi.
Sonradan öğrendiğime göre bu cesur kişi “Yaşar Doğu” adını duyma fırsatı bulamamış, düğünlerde gırnata çalarak geçinen, bir vakitler üç-beş yerde güreş atmış bir garibandı.
Yaşar’ı ilk defa gören ve onu hiç tanımamış olan gırnatacı, rakibini şöyle hafiften süzdü ve gözüne bir güzel kestirdi. Yine yaşlı biri, cazgır usûlü pehlivanlara duâlar edip mindere salıverdi.
Dakikası, devresi, zamanı ve hakemi olmayan bir güreşe şahit oluyorduk. Yenen yenecek, yenilen yenilecekti.
Gırnatacı hışımla daldı. Elleri, (Devamı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE