MENKÎBE ...................................... BİZANS ELÇİSİ
Bizans kralı, Hazret-i Ömer’in hallerini, tavır ve harektelerini öğrenmek için bir elçi gönderdi. Elçi Medine’ye gelince Hazret-i Ömer’i şehirde bulamadı ve sordu:
-Hükümdarınız nerdedir?
Cevap verdiler:
-Şehir kapısından dışarı çıktı.
Nereye gittiğini bilmeyiz.
Elçi dışarı çıktı. Onu güneşin sıcağında buldu. Kolunu başının altına koymuş, yerde yatıyor idi. Ve alnından akan terler yeri ıslatmıştı. Elçi, bu hâli görünce çok etkilendi. Kendi kendine:
“Diğer devletlerin krallarının korkusundan titrediği kimsenin böyle ıssız yerde uyuması, muhakkak âdil olup, emniyet içinde olduğu içindir. Bizim krallar zâlim olduğu için korku içindedirler. İslâm dininin hak olduğuna şahitlik ederim.” diyerek müslüman oldu.
KIŞ HAZIRLIĞI ................................... HAVUÇ TURŞUSU
Körpe havuçların üzerleri kazınır ve bol suda yıkanır. Sonra bunlar büyüklüklerine göre, ikiye veya dörde bölünüp, kaynar suya atılır ve dirilikleri kaybolmayacak şekilde haşlanır. Sonra bir kevgirde süzülmeğe bırakılır.
20 havuca 4 baş sarmısak havanda iyice dövülür. 20 havuca 4 kırmızı ve acı sivri biberler küçük parçalara bölünür. Dövülmüş sarmısakla doğranmış biber sirkeyle karıştırılır.
Suyu süzülmüş havuç dilimleri bir kavanoza istiflenirken her kata bir iki kereviz yaprağı yerleştirilir. Sarmısaklı ve biberli sirke gezdirilerek döküldükten sonra havuçların üstü örtülünceye kadar sirke katılır. Aradan iki hafta geçtikten sonra havuç turşusu servise hazır duruma gelmiş olur.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE