SOHBET.............................................İMÂN
İmân, dinden olduğu sözbirliği ile bildirilmiş olan şeylere, kalb ile inanmaya ve dil ile de inandığını söylemeğe denir. Allahü teâlânın var olduğuna, bir olduğuna, kitâplarına, sahîfelere ve Peygamberlere, Meleklere imândır Âhıretde Haşr’a, Neşr’e, Cennette ebedî ni’metlere, Cehennemde ebedî azaplara, göklerin yarılmasına, yıldızların dağılmasına, arzın parça parça olmasına inanmaktır. Beş vakit namazın farz olduğuna ve bu namazların rek’âtlarının adedlerine, malın zekâtını vermek farz olduğuna ve Ramâzan-ı şerîf ayında, her gün oruç tutmanın ve gücü yetene, Mekke-i mükerreme şehrine gidip, hac etmenin farz olduğuna inanmaktır.
Şarap içmenin, domuz eti yemenin, adam öldürmenin ve anaya- babaya karşı gelmenin, hırsızlık ve zinâ etmenin, yetim malı yemenin, fâiz alıp vermenin, kadınların açık, çıplak gezmelerinin ve kumar oynamanın haram olduklarına inanmak lâzımdır. İmânı olan bir kimse, büyük bir günah işlerse, imânı gitmez. Günaha, ya’nî harama helâl diyen kâfir olur. Haram işleyen fâsık yâni günahkâr olur.
Müjdeci Mektuplar’dan)
DÖRTLÜK
Mal sahibi, mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan,
Var biraz da sen oyalan!
YUNUS EMRE
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE