MANZUM HİKÂYE ................................................... HİLEKÂR FIRINCI
Bir fırıncı her hafta,
Bir kilo yağ alırmış,
Satın aldığı adam,
Bir çiftlikte kalırmış.
Bir gün yağa bakarken,
Şüphelenmiş bayağı,
Sonunda koyup tartmış,
Satın aldığı yağı.
Yağ bir kilo yerine,
Dokuzyüz gram gelmiş,
Adam bunun üstüne,
Köpürüp hiddetlenmiş.
“-Şimdi hâkime koşar,
Anlatırım olayı,
Köylü hapisi boylar,
Hem de öder parayı.
Birisini aldatmak,
Görsün zarar mı kâr mı?
Ölçüye hile katmak,
İnsanlığa sığar mı?”
Hemen hâkime koşmuş,
Anlatmış bu hileyi,
Adam coştukca coşmuş,
Ve anlatmış her şeyi,
Köylü utangaç, ürkek,
Bir köşede sinerek,
Sessizce dinliyormuş,
Hâkim sonunda sormuş
“-Cezası çok hilenin,
Sen konuş! Sıra senin.”
Köylü söze başlamış,
Ezilip titreyerek:
“-İnan ki suçsuzum,
Yapmadım ben bilerek,
Bu fırından her gün,
Bir ekmek alıyorum,
Evde ölçü olarak,
Onu kullanıyorum.
Hâkim bey, çiftliğimde
Bir terazim var ama,
Terazinin gözüne,
Ekmek koydum daima.
Çünki inanın bana,
Gramım yok tartacak,
Terazide bir yana,
Ekmek koymuştum ancak
Fırıncının ekmeği,
Bir kilodur diyordum
Teraziye koyarak,
Onunla tartıyordum.
Suç varsa fırıncının,
Eksik ise tarttığım,
İnanın ki benim yok,
Kimseyi aldattığım...”
Aldatırken herkesi,
Fırıncının hilesi,
Birden ortaya çıkmış,
Mahkeme hapse çıkmış.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE