BÜYÜKLERİMİZ....Dünden devam).. HÂLİD-İ BAĞDADİ HAZRETLERİ
ğunu anladı. Hemen elini öptü ve af diledi. Bu arada da kendisini irşad etmesini istedi. O kimse buyurdu ki: ‘’Senin irşadın bu diyarda olmaz. (Eliyle Hindistan tarafını işaret edip) ‘’Ey Hâlid! sabreyle, irşad edici seni bulur!’’ buyurdu.
Hac’dan sonra, memleketine döndü ve ders okutmaya devam etti. Bu sırada, en büyük velîlerden Şah Abdullah-ı Dehlevi hazretleri, bir talebesini Mevlânâ Hâlid hazretlerine gönderdi ve: ‘’Selâmımızı söyleyin, bu tarafa gelsin!’’ buyurdu. Birlikte, Hindistan’a doğru yola koyuldular. Bir senede, o sırada Hindistan’ın başşehri olan Delhi’ye geldiler. Bir sene orada kalarak, Allahü teâlânın büyük ihsanlarına kavuştu. Tekrar memleketine dönerek çok âlim ve veli yetiştirdi. Kendisi, İmâm-ı Rabbâni hazretlerinin aşığı idi. Çeşitli ilimlerle ilgili, birçok kitaplar yazdı. Divân’ı ve İtikadnâme’si çok meşhurdur.
FIKRA ............................................. BU KADAR ÇOCUK
Naci, o gün çok yaramazlık yapmış, annesini çok üzmüştü. Akşam babası gelip yaramazlıklarını öğrenince, onu yanına çağırdı ve dedi ki:
- Bak Naci! Böyle haşarı çocuk istemem. Ben uslu, söz dinler, çalışkan, uyanık, iyi huylu, terbiyeli, nazik, akıllı çocuk istiyorum.
- İyi ama baba! Annem bu kadar çocukla nasıl başa çıkacak?
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE