HİKÂYE...................................VEFAKÂR ANNE (I)
Düşman, Anadolu’nun içine kadar sokulmuştu. Fakat girdiği her köyü bomboş buluyordu.
Bir düşman kıtası (N...) kasabasına girdi. Her taraf sessizdi. Bir kaç er sokaklarda ilerledi. Kasabada kimse yoktu. Evlerin kapısı ardına kadar açıktı.
Kasabanın meydanında kömürleşmiş mısır, buğday, yulaf, arpa taneleri, kararmış ekmekler de buldular. Burlardan hâlâ dumanlar çıkıyordu. Düşmana hiç bir şey bırakılmamıştı.
Ahâli ormana kaçmıştı, böyle olduğu halde askerler ev ev dolaşmaya başlamışlar. Birdenbire, kulübelerden birinde sesler yükseldi. Erler, kucağında çocuk taşıyan bir kadını teğmenlerine götürdüler.
Teğmen:
-Niçin burada kaldın?
-Eli ayağı tutmayan ihtiyar ninemi yalnız bırakamadım.
-Niçin sizinkiler kasabayı bıraktılar?
-Bunu siz de pekâlâ biliyorsunuz. Bizi kılıçtan geçirmeyecek miydiniz?
-Niçin ekmeklerle buğdayı yaktınız?
–Yiyecek bir şey bulmamamız için. Bu sırada sevinç sesleri işitildi. Askerler pastırma ekmek ve birkaç pekmez getiriyorlardı. Teğmen kadına sordu:
–Bu kadar yiyeceği nereden buldun?
–Bunları ormana götürücektim.
–Kocan da orda mı?
–Kocam Cennette! Vatan uğruna Şehit oldu.
–Kardeşlerin var mı?
–Zavallı çocuğumdan başka kimsem kalmadı! Askerler:
–Komutanım, diye bağırdılar, açız, sususuz! Emredin de bunları paylaşalım.
(Devamı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE