HİKÂYE ................................. TÜRK ORDUSU TRAKYA’DA
Trakya’nın yazı, kışı gibi bambaşkadır. Ay çiçeklerinin, sarıya boyadığı Trakya toprağı bereketlidir. Yüzü güldürür. Kese doldurur. Şimdi ise, münbit Trakya toprağı daha mübârektir. Mehmetçiğe kucağını açmıştır. Toprak ve Mehmetçik. Asırlar boyu birbirinden ayrılmayan, birbirleriyle yoğrulan ve birbirlerini tamamlayan.
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır...”
Erinden, en yüksek rütbeli subayına kadar, büyük bir moral içinde olan askerlerimiz, kendilerine verilecek görevi yerine getirebilmenin büyük bir hazırlığı içinde...Bütün hazırlıklar tamam...Temmuz 1974... Askerî gözlemcilerin, son yılların en başarılı örtünmesi dedikleri, araziye, adetâ monte edilen zırhlı araçların gölgesi altında, Allah’a avuç açıp vatanın selâmetini dileyen Mehmetçiğin şuurlu bekleyişi.
Hududa 30 kilometre uzaklıktaki bir motelde, karargâh kuran yerli ve yabancı gazetecilerden bir Alman:
-Çok üzgünüm, savaş çıkarsa, Yunanistan’a vizem yok.
Diye sızlanırken, bir garsonumuzun cevabı Trakya Cephesi’nin anatomisinden düşündürücü bir kesit verir:
-Savaş çıkarsa, pasaporta lüzum kalmaz.. Vizeyi komutanımız verir...
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE