TARİH ............................... SIBYAN MEKTEPLERİ
Asırlar boyunca ecdadımız vatan evlâdının tahsîline çok dikkat etmiştir. Hayır sahipleri camilerini, mescitlerini, medreselerini, imâretlerini, çeşmelerini yaptırırlarken ekseriya yanına bir de sıbyan mektebi inşa ettirmişler ve hattâ kendi türbelerini de o câmia içine koydurarak, kabirlerinin mâsum çocuk cıvıltıları arasında olmasını istemişlerdir. Tahsil nimeti temin ettikleri o çocukların ağzından hayırla anılmayı büyük saadet bilmişlerdir.
Sıbyan Mektepleri’nin gayesi küçük çocuklara, okuma-yazma ve bu arada dînin âdab ve erkânı ile Kur’ân-ı kerîm okumasını öğretmekti. XVII. asır ortalarında yaşamış Mehmed Efendi adında bir sıbyan mektebi muallimi “Nevhatu’l-Uşşak” ismindeki manzumesinde hocalık yaptığı sıbyan mektebinin havasını da şu mısralarda vermeye çalışmıştır.
Dolardı mektebîmin içi sıbyân,
Ederdim onlarâ tâ’lîm-i Kur’ân,
Olup beş vaktde mihrâbâ mülâzim
Bu mâ’nâlardı ancak, bâna lâzim.
Değildim halkın ağ-û kaaresinde
Oturmazdım avâmın âresinde...
Reşad Ekrem Koçu
FIKRA .................... AMELİYAT
Sarhoşun biri alkol komasına girmişti. Hastanede doktor pansuman için hemşireye seslendi:
- Biraz alkol getirin!
Hasta, başını kaldırdı:
- Şimdi olmaz doktor bey, dedi. Ameliyattan sonra içeriz.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE