Untitled Document

HİKAYE.............................GAZETECİ MUHLİS

Sabah ezanı ile ayağa kalkan Muhlis, namazını kılıp gazete bayiine doğru yola çıktı. Daha yollar bomboştu. Muhlis, çöplükteki köpeklere bakarak; “İnsan seçilmiş mahlûk.” diye geçirdi içinden. “Bunu düşünebilen ve şükredebilenlere ne mutlu, İnşaallah biz onlardan oluruz!” diye duâ ederek, yoluna devam etti.
“Acele etmeyelim. Esnafa verdiğim gazete, dükkân açılmadan dükkânında bulunmalı. Zaten okuyucunun en büyük isteği de bu.” diye düşünüyordu. Ortalık da epeyce ısınmıştı. Ana bâyi olan Ali Bey ve ekibi, gazeteleri saymaya yeni başlamışlardı. Muhlis,   selâm verip içeri girdi. Ali Bey, gözünü oğuşturarak selâmı aldı ve ekledi. “Bugün yine erkencisin her günki gibi.” Muhlis, “Vazifemiz efendim.” diye cevap verdi.
Gazetesinin hazır olduğu haberiyle yerinden kalktı ve koşar adım abonelerine doğru yola koyuldu. Kapalı olan dükkânların müsait bir yerinden gazeteyi içeri bırakıyor, açık olanlarına ise tebessüm ederek içeri girip; selâm vererek, “İnşallah sizleri bekletmedik.” dedikten sonra diğer abonelerine de bir an önce ulaşmaya çaba sarfediyordu.
Artık güneşin epeyce yükseldiğini gören Muhlis, uykuda kimse kalmamıştır hükmüne vararak “TÜRKİYE!!!! GAZETE!!!!” dıye bir defa seslendi. Balkona çıkan bir zat, “Gazeteci!.. Gazeteci” diye bağırdı. Muhlis “Kapınıza kadar geleyim efendim. Siz zahmet çekmeyin. Kapınızda gazetemiz, huzur verir Türkiyemiz..” deyince balkondaki zat, “Ben gazete falan istemiyorum kardeşim. Uyuyan çocuğumu uyandırdın, bir daha bu sokakta bağırdığını duyarsam mahalleyi rahatsız ediyor diye emniyete şikâyet ederim.” Muhlis tebesüm etti. “Zât-ı âlinizin hakkı var efendim.
(Devamı yarın)

 



- Yemek : Patlıcan oturtma, Şehriyeli pilav, Hoşaf

Featured Image 01