TARİH ................................. BİR REHBERİN HATIRASI
Bir gün Viyana Üniversitesi’nde profesör olan bir bayana saraylarımızı gezdiriyordum. Küçüksu Sarayı’na geldiğimizde bayan profesör:
-Avrupa’da, Türkiye’nin mağdur bir devlet olduğunu okuyoruz. Bu muhteşem sarayları nasıl yaptırdınız?
-Ben durumu kısaca izah ettikten sonra dedim ki:
-Biz bu sarayları yaptığımız zamanlarda sahip olduğumuz topraklar üzerinde , bugün sizin devletiniz gibi 27 tane devlet kuruldu.
Profesör hayretle dedi ki:
-Ne muhteşem bir devletmişsiniz!
Profesör merak ettiği her şeyi soruyordu. Bir arada dedi ki:
-Bu sarayda oturan idarecileri, halkın çok sevdiği anlaşılıyor.
-Bunu nereden anladınız?
-Bunu yaptıranlar eğer halkından korksalardı etrafına Avrupa’daki gibi yüksek ve kalın duvarlar çekerler, dışını içinden güzel yaparlardı. Ben mimarım , bu iş benim mesleğim. Avusturya devletinin böyle bir saray yapmaya gücü yetmez. Şayet yetse de biz mimarlar böyle bir saray yapamayız.”
Beni en çok hayrete düşüren şey; yabancı turistler o günkü ihtişamımızı görüp hayret ederken, bizimkilerin daha kapıdan çıkar çıkmaz:
“Efendim yaşamışlar.”
“Yalnız kendi zevklerini düşünmüşler.” demeleriydi.
ZEKÂ BULMACASI............KİMİN REMİ
Ali, fotoraf albümündeki bir resme bakarak der ki:
"Benim ne erkek nede kız kardeşim var. Fakat bunun babası, benim babamın babasının oğludur."
Acaba, baktığı fotoraf kimdir?
(Cevabı yarın)
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE