Untitled Document

SOHBET ............................................... SE­BEP­LE­RİN HİK­ME­Tİ

Allahü teâlâ dileseydi, herşeyi sebepsiz de yaratırdı. Ateşsiz yakardı. Yemeden doyururdu. Tayyâresiz uçururdu. Radyosuz, uzaktan duyururdu. Fakat lûtfederek, kullarına iyilik ederek, herşeyi yaratmasını bir sebebe bağladı. Belirli şeyleri, belli sebeplerle yaratmayı diledi. İşlerini, kudretini sebepler altında sakladı. O’nun birşeyi yaratmasını  isteyen, o şeyin sebebine yapışır, o şeye kavuşur. Ateş yakmak istiyen kibrit kullanır. Başı ağrıyan, aspirin kullanır. Cennete gidip, sonsuz ni’metlere kavuşmak isteyen, İslâmiyete uyar. Kendine tabanca çeken, zehir içen ölür. Terli iken su içen, hasta olur. Günah işleyen, îmânını gideren de , Cehenneme gider. Herkes hangi sebebe başvurursa, o sebebin vâsıta kılındığı şeye kavuşur. Müslüman kitaplarını okuyan, Müslümanlığı öğrenir, sever, Müslüman olur. Dinsizlerin arasında yaşıyan, onların sözlerini dinliyen, din câhili olur. Din câhillerinin çoğu kâfir olur. İnsan hangi yerin vâsıtasına binerse, oraya gider.


FIKRA    ...........................................  80’LİK İHTİYAR
Kanuni Sultan Süleyman Han devrindeki okçulardan, 80 yaşındaki  Kemankeş Ahmet Ağa’ya bir okçu çırağı takıldı:
- Baba, sende kiriş (yay) gerecek kuvvet var mı?
İhtiyar hiç sesini çıkarmadan atına binip çarşı kapısının altında durdu. Kapı zincirlerine kollarını  geçirerek bacaklarını hayvanın karnına sarıp kollarını kıstı. Biraz sonra ihtiyârın altındaki at ile beraber havalandığı görüldü. Sonra gence dönerek dedi ki:
- Ne dersin evlâd, galiba biraz kalmış.

 



- Yemek : Yoğurtlu bakla, Fırında makarna, Hoşaf

Featured Image 01