TARİH...............................................ÇAĞLAR BOYUNCA KADIN
Kadın ve yuvanın geçirdiği değişiklikler ve bıraktığı izler, bu zamana kadar devam edegelmiştir. Tarihten bir yaprak çevirecek olursak tüyler, ürpertici gerçekler gözümüzün önüne serilir.
Çeşitli milletlerde kadınların durumu kısaca şöyle idi:
Çinlilerde: Kadın insan sayılmaz, isim bile verilmez, bir, iki, üç diye çağrılırdı. Çocukların sayısı sorulunca yalnız erkeklerin adedi söylenir, kız çocukları için “Şu kadar da domuz var.” denilirdi.
Japonlarda: Baba, kızının vücudunu para ile kiralar ve bu parayı tabiî bir gelir sayardı. Bu hareket namussuzluk olarak kabul edilmezdi.
Senegal’de: Kadın, hayvanlardan daha ucuza satılırdı.
Romalılarda: Kadının, şehvet malzemesinden başka bir ifâdesi yoktu. Erkek, kızını ve karısını satar kiralardı.
Araplarda: Kadın çok zulüm gören ve hakâret edilen bir varlıktı. Kızlar utanılacak bir mahluktu. Diri diri toprağa gömülenler bile olurdu.
Avustralya’da: Kadın, eve gelen misafiri eğlendirmeye mecbur tutulurdu.
Türklerde: Kadın-erkek birdi. Erkeklerle beraber döğüşe gider, ok atma gibi harp oyunlarını öğrenirdi.
Ortaçağ’da Avrupa’da: Kadın, murdar bilinir, erkekleri felâkete sürükleyen bir şeytan gibi görülür, kızları önce derebeyler alırdı.
Mûsevîlerde (sonradan): Kadının hiç bir değeri yoktu. Oğlu olmayanlar, hiç çocuğum yok derlerdi.
Hristiyanlarda (sonradan): Kilise, papaz, rahip ve râhibelerin evlenmelerini yasak etmişti.
İslâmiyette: Kadın, hak ettiği değere kavuştu. Evliliği, bir ibâdet, kadınlara karşı en ufak bir kötü hareketi günah saydı. Âileye huzûr ve saâdet geldi.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE