Untitled Document

MANZUM HİKAYE .......................................... DERTLİ MASA

Aileden birdir, bizim evdeki masa,
Çok üzülür üstünde, kitap, defter olmasa.
O kadar büyük değil, eni boyu çok kısa,
Dersime çalışamam, bu masamız olmasa.
Misâfir var herhalde, komşular istemişler
“Bu gece sizin masa, bizde kalsın.” demişler.
Verdik bizim masayı, tek bir geceliğine,
Sevinmiş bizim masa, “Yer değiştirdim.” diye.
Üzerine Rabbimin, ni’metinden koymuşlar,
Dedi-kodu ederek, yiyip-içip doymuşlar.
Bu ziyâfette helâl, haramla karışıkmış,
Şakır, şakır ağlayan, çatal, bıçak, kaşıkmış.
Çâresiz sabrediyor, ne yapsın bizim masa?
Manzaraya üzülmüş, başlamış hemen yasa.
Ağızlarını silip, çöpe ekmek atmışlar,
Dünyada açlık için, ona-buna çatmışlar.
Eli yüzü boyalı, o kadınlar bir ara,
Sandalyeye oturup, başlamışlar kumara.
Yerin dibine geçer, bizim evdeki masa,
“Gözümü kapıyamam, der örtü de olmasa.”
Şimdi kurtuldu ama, masamızın tasası;
Komşularımızın var, evde kendi masası.
O kötü içkilerden, her gece içilirmiş,
Derdinden o masanın, çivisi çekilirmiş.
Devamlı sahibine bedduâ ediyormuş,
“Masa değil sobada, odun olsam.” diyormuş.
Misafir yine gelse, bizim evdeki masa,
Komşuya gitmeyecek, bacakları kırılsa.


FIKRA ..................................     BENİM Mİ
Hâkim suçluya sorar:
- Adın ne?
- Benim mi?
- Evet senin.
- Ahmet.
- Babanın adı ne?
- Benim mi?
- Evet senin.
- Mehmet.
- Ne iş yaparsın?
- Ben mi?
- Evet sen.
- Çiftçiyim.
- Peki kaç yaşındasın?
- Ben mi?
Artık hâkim kendisini tutamıyarak öfkeyle bağırır:
- Yok ben!.
Suçlu başını iki yana büker.
- Valla hâkim bey. Ne desem bilmem ki, elli ellibeşten fazla göstermiyorsunuz.

 



- Yemek : Etli kereviz, Yoğurt, Börek, Un Helvası

Featured Image 01