TOPKAPI SARAYI .................................. HIRKA-İ SAÂDET DÂİRESİ
Hırka-i Saâdet muhafazasının bulunduğu şebekenin arka tarafında sırma işlemeli yeşil çuha ile kaplı bir sancak var. Bu, Sancak-ı Şerîf muhafazası hemen hemen toz hâline gelmiş. Sancak, sonradan kumaşla kaplanmış ve bu kumaşın arasında kalmıştır. Padişahlar veya başkumandanlar, sefere çıkarken bu sancağı beraber alırlardı.
Bir yandan fotoğraflar çekilirken, bir yandan da büyük bir hayranlıkla etrafıma bakınıyorum. İnanılmaz bir huzur veriyor insana bu oda. Göreceklerimi görmüş, duyacaklarımı duymuştum. Ama gene de çıkmak gelmiyordu içimden. Havada bir koku vardı... Tariflere sığmaz bir koku. Öylesine ince, öylesine nefis ki...Sanki insan koku duyusu olmasa bile, bu kokuyu cildiyle hissedecek. Kokladım, bu nefis koku ne idi acaba?
-Nefis bir koku var burada, diye sordum. Ne kokusu bu? Nasıl temin ediyorsunuz bunu? Koku falan mı püskürtülüyor?
Feridun Bey, suâlimi duyunca gülümsedi. Sonra biraz dalgın:
-Hayır, dedi. Hiçbir surette koku tatbik edilmez.
Huşû içinde sustum....”
(Aziz İstanbul-Yahya Kemal Beyatlı)
Not: Yazarın bahsettiği koku, Topkapı Sarayı’ndaki Peygamber efendimize ait hırkadan, devamlı yayılan kokudur.
DÜNKÜ BULMACANIN CEVABI

Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE