MENKIBE ...................................... NASİHAT
Zülkarneyn hazretleri, dünyadan göçüp gitmesi yaklaşınca vasiyet etti ki:
“Ben vefat edince, usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tabuta koyun. Yalnız, kollarım dışarıda sarkık kalsın! Hazinelerimi katırlara yükleyin. Bütün askerlerimi de, mezarlığa kadar hizmetçilerimle beraber getirin!”
Söyledikleri aynen yapıldı. Definden sonhra âlim olan büyük bir zât sebebini açıkladı:
-Büyüğümüz İskender-i Zülkarneyn, her zaman olduğu gibi ölüm hâlinde de bize nasîhat etmek istedi. Hâl lisanı ile demek istedi ki:
“Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim bana hizmet eyledi. Büyük hazinelerim oldu. Bütün bu dünya nimetleri, kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi, mezara eller boş gidiliyor. Dünya malı, dünyada kalıyor. Sizler, âhirette de faydalı olacak işler yapın! Eli boş gelmeyin!”
ŞİİR ............................................ GÖNÜL
Evvel sen de yücelerden uçardın,
Şimdi enginlere indin mi gönül?
Derya, deniz, dağ, taş demez geçerdin,
Karadan menzilin aldın mı gönül?
Yiğitliğim elden gitti yel gibi,
Damağımda tadı kaldı bal gibi,
Hoyrat eli değmiş gonca gül gibi,
Bozulmuş bağlara döndün mü gönül?
Hasta oldun yatağını istersin,
Kadir Mevlâm sağlığını göstersin,
Cennet-i âlâdan köşk dilersin,
Boynunun farzını kıldın mı gönül?
Karacaoğlan der ki; söyle sözünü.
Hakka teslim eyle kendi özünü.
Nâs içinde karalama yüzünü,
Yolun doğrusunu buldun mu gönül?
KARACAOĞLAN
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE