Untitled Document

SOH­BET.............................EZÂN’I Mİ­N­RE­DEN OKU­MA­LI­DIR

Ezân-ı Muhammedî, minâre üzerinde ve câmi dışında okunmalıdır. Yalnız Cum’a günü hutbeden evvel câmi içinde de okunur.
Ezân okumak, hicretin birinci senesinde, Medine’de başladı. Minâre ve çatı gibi yüksek bir yerde ezân okumak sünnettir. Medine’deilk ezân okuyan, Hazret-i Bilâl-i Habeşî’dir. Mekke’de ise, Labib bin Abdurrahman’dır.
Müezzinin bizzat minâreye çıkıp, dolaşarak ezân okuması sünnetttir. Yakın zamana kadar minâresine çıkılıp sünnete uygun ezân okunan bir câmi kalmamıştı. Minârede okumamak şehirlerde de, köylerde de yayılmıştı. Çok şükür, Diyanet İşleri Başkanlığı, Müftülüklere (1 Aralık 1981) tarih ve (19) numaralı tamimi ile, bu çirkin bid’ate mâni olmak kararında olduğunu izhâr etmiş, bütün müslümanları sevindirmiştir. Bid’atin dindeki zararlarını idrâk etmiş olan âlimlerin, sâlihlerin hayırlı dualarına mazhar olmuştur.
Bu tamimin üçüncü maddesinde şöyle denilmektedir:
“Minâreler, müslüman halkımızın nazarında, İslâmın temeli olan vahdet inancının maddî birer sembolüdür. Şe’âir-i İslâmdan bir unsurdur. Bu sebep ile câmi ve mescitler için, yüzbinlerce lira sarf edilerek minâreler inşâ edilmiştir. Ezânın yüksek bir yerden okunması sünnettir...”
Bu ta’minde, müezzinlerin minareye çıkarak ezân okumalarının mecburi hâle getirilmesi, müslümanlar arasında memnuniyet hâsıl etmiştir.
Ayrıca, minârenin kendisi de bid’at değil, sünnettir. Çünkü, onun aslı olan yüksek bir yerde okunmasını bizzat Peygamber efendimiz öğretmiş ve yaptırmıştır. Minâreyi bugünkü biçimde ilk geliştiren de, Peygamberimizin sohbetine yetişen Eshâb-ı kiramdır. Mesleme bin Mahled hazretleri Mısır’da vâli iken hicrî 58 senesinde, Hazret-i Muâviye’nin emri ile, ilk minâreyi yaptırmıştır.



- Yemek : Düğün çorbası, Fırında patates, Çılbır

Featured Image 01