NASİHAT........................FARZLARIN EHEMMİYETİ
Farz ibâdetinin yanında, nâfile ibâdetin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla kadar bile değildir. Mel’ûn şeytan, mü’minleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor. Kazâları yerine getirtmeyip, nâfilelere yol gösteriyor. Zakât verdirmeyip, sadakaları güzel gösteriyor. Halbûki, zekât niyeti ile bir fakire bir altın vermek, yüzbin altın sadaka vermekten daha sevâbtır. Çünki, zekât vermek farzdır. Zekât niyyeti olmadan verilenler ise, nâfile ibâdetdir.
Zamanımızın müslümanları, farzları bırakıp, nâfile ibâdetlere sarılıyor, nâfile ibâdetleri yapmağa, meselâ mevlid okutmaya, câmi’ yapmaya sadaka ve hayrat yapmaya ehemmiyet verip, farzları, meselâ beş vakit namaz kılmayı, Ramazan-ı şerîf ayında oruç tutmayı, zekât vermeyi, borç ödemeyi, helâlı harâmı öğrenmeyi hafif ve lüzûmsuz görüyor.
Sadaka ve hayrâtın çoğu, şöhret, hürmet ve nefsin şehvetlerini kazanmak için olur. Farzlar yapılırken araya, riyâ, gösteriş karışmaz.
Kâfirlerin, mürtedlerin, bâzı emellerine kavuşmak için, dîne uygun işler yapması âhıretde fâide vermez. Çünkü onlar, imân ile şereflenmemişlerdir.
İbâdetlerin en kıymetlisi, farz olanlardır. Bunlardan sonra, Şâfi’î de, sünnet namazlar, Hanbelî’de cihad, Hanefî’de ve Mâlikî’de ilim öğrenmek, öğretmek ve cihaddır. Nâfile ibâdetlerin farzlar yanındaki kıymeti, okyanus yanında bir damla su gibi bile değildir. Farz borcu varken sünnetle uğraşan, borçlu iken alacaklıya hediye veren kimseye benzer.
MANZUM ATASÖZLERİ
Dinle bu destanı söyler söylemez.
Kıssadan hissedir maksat demişler
Ahmak nasihati asla dinlemez
Yolda bile bulsa almaz demişler.
Harcetme havayı sakın nefesin
Çınlasın kubbede senin de sesin
İyi, kötü bu âlemde herkesin
Ettiği yanına kalmaz demişler.
NASİHAT........................FARZLARIN EHEMMİYETİ
Farz ibâdetinin yanında, nâfile ibâdetin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla kadar bile değildir. Mel’ûn şeytan, mü’minleri aldatarak, farzları küçük gösteriyor. Kazâları yerine getirtmeyip, nâfilelere yol gösteriyor. Zakât verdirmeyip, sadakaları güzel gösteriyor. Halbûki, zekât niyeti ile bir fakire bir altın vermek, yüzbin altın sadaka vermekten daha sevâbtır. Çünki, zekât vermek farzdır. Zekât niyyeti olmadan verilenler ise, nâfile ibâdetdir.
Zamanımızın müslümanları, farzları bırakıp, nâfile ibâdetlere sarılıyor, nâfile ibâdetleri yapmağa, meselâ mevlid okutmaya, câmi’ yapmaya sadaka ve hayrat yapmaya ehemmiyet verip, farzları, meselâ beş vakit namaz kılmayı, Ramazan-ı şerîf ayında oruç tutmayı, zekât vermeyi, borç ödemeyi, helâlı harâmı öğrenmeyi hafif ve lüzûmsuz görüyor.
Sadaka ve hayrâtın çoğu, şöhret, hürmet ve nefsin şehvetlerini kazanmak için olur. Farzlar yapılırken araya, riyâ, gösteriş karışmaz.
Kâfirlerin, mürtedlerin, bâzı emellerine kavuşmak için, dîne uygun işler yapması âhıretde fâide vermez. Çünkü onlar, imân ile şereflenmemişlerdir.
İbâdetlerin en kıymetlisi, farz olanlardır. Bunlardan sonra, Şâfi’î de, sünnet namazlar, Hanbelî’de cihad, Hanefî’de ve Mâlikî’de ilim öğrenmek, öğretmek ve cihaddır. Nâfile ibâdetlerin farzlar yanındaki kıymeti, okyanus yanında bir damla su gibi bile değildir. Farz borcu varken sünnetle uğraşan, borçlu iken alacaklıya hediye veren kimseye benzer.
MANZUM ATASÖZLERİ
Dinle bu destanı söyler söylemez.
Kıssadan hissedir maksat demişler
Ahmak nasihati asla dinlemez
Yolda bile bulsa almaz demişler.
Harcetme havayı sakın nefesin
Çınlasın kubbede senin de sesin
İyi, kötü bu âlemde herkesin
Ettiği yanına kalmaz demişler.
Uluslararası Kamerî Aybaşları ve Hicrî Takvîm Birliği Kongresi 28 - 30 MAYIS 2016 / İSTANBUL - TÜRKİYE